İstanbul Devlet Tiyatrosu
 

Oyunlar

2009 - 2010 Sezonu
Çocuk Oyunları
Geçmiş Sezonlar
Afişler
Oyun Sunumları
Oyun Fotoğrafları
Geçmiş Sezonlar

2003 - 2004 Sezonu

Kır

AKM Oda Tiyatrosu

Dünya tiyatrosunun yeni dâhi çocuğu Martin Crimp’in son eseri, ülkemizde ilk kez sahne ışıklarına çıkıyor. Dil cambazı Crimp, insanlar arasındaki ‘bağımlı ilişkileri’ bir örümcek ağına benzetiyor. Aşk, cinsellik ve para, Crimp’in insanlarına ölümcül darbeler indiriyor. Doğaya kavuşmak, dinginlik, aşk ve mutluluğu bulmak için Kır’a taşınan insanlar, istediklerine erişebilecekler mi?

Berlin, Zürih, Milano, Lizbon ve Paris’te büyük ilgi gören ve üç sezondan beri sahnelenen Kır, tiyatro severlere yepyeni bir dil ve alışılmadık bir metin sunuyor.

2004 "Tiyatro Dergisi" Ödülleri
Yılın Işık Tasarımcısı (Enver Başar)

Oyun 1 saat 15 dakikadır.

 

Görüşler Ortalama Puan
Sayfa: « » Görüş Bildir
mehmetyagci44 : 28.01.2007
HER ZAMAN İÇİMİZDEKİ:“KIRA KAÇMAK” Yeni bir drama yazarı keşfettim, bu yazar tiyatroya yeni bir ses, yeni bir nefes getirip zamanında sıkılıp da terk ettiğim geleneksel tiyatrodan kaçıyor, öykü anlatmıyor, anlatmak zorunda kalırsa ne mi yapıyor farklı bir şey yaparak öykünün ucunu açık bırakıyor, öyküyü sonlandırmıyor, karakteri tiyatro için yaratmaktan nefret ediyor, kelimelerle oynuyor, az ve açık kelimeler kullanarak her şeyi ifade etmek istiyor. Az ve öz sözcüklerle metni gizemli kılıyor.Bu yazarın güçlü bir mizah anlayışı var, şiddeti korkuyla birleştiriyor.Tiyatronun dahisi olarak tanımlanmış, İngiliz ve de kırk yedi yaşında, adı Martin Crimp.Bu yazar tiyatronun geleneklerini altüst etmek için gelmiş gibi.Ve günümüz şehirlisinin (başta iletişimsizlik olmak üzere) karşı karşıya kaldığı pek çok sorunu yara gibi deşiyor.Bu yazar, şehirlinin şehirden kaçmak amacıyla sakin topraklara ulaşsa bile, kendisini şehirlilik sorunlarından kurtaramayacağını kanıtladı bana bu eserle.”Kır”da ”Şehirli nereye giderse gitsin şehir onu bırakmaz ardı sıra gelir” diyor. İstanbul Devlet Tiyatrosu, yeni kuşak İngiliz tiyatro yazarı olan, ünü İngiltere sınırlarını aşan bu adamın “Kır” adlı oyununu oynattı ve oynatıyor.Martin Crimp “Kır”da günümüz şehir insanının iletişimsizlik, yalnızlık ve yabancılaşma yani robotlaşmış hayatını anlatıyor.Eser aşk, cinsellik ve para üçgeninde muazzam bir düzenle hareket ediyor.Sessiz, sakin doğa ortamına aşk ve mutluluğu bulmak için gelen Doktor Richard ve karısı Corinne istediklerine erişebilecekler mi diye merak ederken geleneksel tiyatroda olduğu gibi olmuyor ve Crimp eriştirtmiyor. Bu seyredilmesi gereken özellikle oyun yazarlarımızın -oyunu oyunlaştırmak için koyunlaştıran oyunlaştırıcılarımızın- mutlaka seyretmeleri gereken oyunu Işıl Kasapoğlu bulmuş. Işıl Kasapoğlu oyuncu yönetiminde oyuncuların öznel olmamalarına özen göstermiş.Üç oyuncuda da kişisellik göremedim.Üç oyuncu da metin ve karakter üzerindeki çizgilerden hareket etmişler.Ve gayet özgür gibiydiler yani nesnel olmak için kendilerini zorlamamışlardı.Günümüz insanının şehirden kaçıp doğaya sığınırken kendisinden de kaçmayı düşleyip de başaramadığı gerçeğini yalın bir tiyatro diliyle yazarına asla ihanet etmeden sahneye taşımış.”Eroin bağımlısı doktor olur mu” gibi ilk bakışta mantığa aykırı gelen soruları mantığa uygun hale getirmeyi başarmış ve cevaplamış. Bir anda içinden çıkılmaz noktaya gelen sonrasında kolayca yola giren hemen ardından karmakarışık olan oyunu yumak çözer gibi çözmüş. Almıla Uluer, Vergilius okuyan marjinal kılıklı kız karakterini hiçbir uca kavuşturmadan biçimlendirmiş.Belki en genci Almıla Uluer ama bakışları ve mimikleri çok etkiledi beni.Bence çok büyük gelecek vaat ediyor.Ve insanla ilgili olan her şeyi sahnede göstermekten çekinmeyen biri.Almıla, metinde yazılı olan bütün kelimeleri ve onların altında, alt metinde saklı olan her şeyi düşünceleri, duyguları çok iyi kavramış.O dikkatle izlenilmeli ve haklı olarak çok alkışlanmalı. Bir de böylesi bir metni dilimize kazandırmak dile kazandırmanın zor olduğunu tahmin ediyorum.Bundan dolayı da Roza Hakmen’in hakkını vermek gerekir.Dikkat ettiğim küçük ayrıntılar var: Tiyatroda o telefonun sesini sağa alsalar daha iyi olurdu çünkü oyun sırasında kulisin telefonu çalıyor gibi oluyor.Diğeri; Corinne arabanın dikiz aynasını düzelttiğini söylerken sağ elini havaya kaldırıyor ama bir İngiliz arabasına bindiğini unutuyor.Çünkü İngiliz arabalarında direksiyon sağdadır ve dikiz ayna düzeltilirken sol el kullanılır sağ eli kullanmak sol kulağı sağ elle göstermek gibi bir şey oluyor. Hakan Dündar’ın dekoru perde açıldığında yansımanın havasını pek güzel yansıtıyor. Enver Başar ışık tasarımını dramatik çalışmaların ve çabaların sahnede belirtilmesini sağlamak amacıyla çok güzel ayarlamış.Işık tasarımını yaparken tabloların değişimi ve karakterlerin davranış tarzlarının vurgulanması noktasında yönetmene yardımcı olmuş.Önce sıcak ve yumuşak sonrasında soğuk ve sert ışıklarla sahnede hareket kavramını öne çıkarmış. Serpil Tezcan’ın kostümleri neden daha iyi olabilirdi.Aslında kostüm değil gibiydi çok basitti bunları Salı Pazarı’nda daha rahat bulabilirlerdi.Özellikle Corinne’nin ikinci kostümü çok basitti. Joel Simon’un müziği ortama çok uymuş. Ve Celal Kadri Kınoğlu fiziksel ve psikolojik davranışları kendi potasında eritmeyi başarmış.O, mesleğine aşık ve heyecanlı bir oyuncu.Büyük bir cüsseye gizlenmiş, küçük bir erkek çocuğu heyecanı ve pırıltısı var sesinde.
 
hexe_girl : 06.01.2007
Dekor ve ışık çalışması çok başarılıydı. Dekor ve ışık çok ilginç ve hoştu. Oyuncuların performansı süperdi. Oyunla çok uyumlu ve iç içe bir dekordu. oyun her şeyiyle bütünleşmiş gerek dekoru gerekse sahnesiyle mükemmeldi Işıklar, müzikler ve dekor süper. Metin çok iyi olmasa da oyuncularının başarılı performansları oyunu izlenir kılıyor. Özellikle dekor çok ilginçti..Ayrıca yumuşak ışık geçişleri çok iyiydi.. Ayrıca ilgimi çeken bir noktada oyuncuların birbirlerine uyumlarıydı. Yani sahneyle ve oyunla bütünleşmişlerdi.
 
emre84 : 25.12.2006
İşte Celal Kadri Kınoğlu ve Ülkü Duru birlikteler onların birlikte oldukları bir oyunun harika olmaması mümkün mü peki onların birlikte oldukları bu oyunu izlememek mümkün mü vallahi çok şey kaçırırsınız
 
peables : 24.12.2006
Dekor ve ışık çok ilginç ve hoştu. Oyuncuların performansı süperdi. Oyun ilerlerken siz kim kimdir olay nedir diye çzömeye çalışıyorsunuz ve sonunda bomba patlıyor ama inanın oyun beklemediğiniz şekilde bitiyor :)
 
Schneider : 05.11.2006
Mükemmel etkileyici bir oyun. Işıklar, müzikler ve dekor süper. 3 oyuncunun da performansı müthiş. Özellikle Almıla Uluer beni çok etkiledi. Bilmiyorum okur mu ama Ülkü hanıma söylemek istediğim bir şey var. Bir sahnede kocasına arabasına binip, aynadan kendisine baktığını söylüyor. Ama arabasının bir İngiliz arabası olduğunu unutmuş sanırım çünkü elini sağ tarafa kaldırıp anlatıyor. İngiliz arabalarında ayna sol tarafta olduğundan, elini soluna doğru kaldırması lazım. Biliyorum çok küçük bir detay ama hemen dikkatimi çekti. Kusura bakmayın :) Onun dışında çok başarılısınız tebrikler...
 
hasene : 08.03.2006
Oyunculuk çok iyi!Yalnız ben,o oyuncuların en vasat oyunu bile iyiye çevireceği kanaatindeyim zaten.Celal Bey ve Ülkü Hnm oyunculuklarını kanıtlamış kişiler.Almıla Hnm'ı ilk defa seyrettim ve bence olağanüstüydü.Hatta ben de oyunu izlerken onun bakışlarını,mimiklerini taklit etmeye çalıştım.Neyse ki etraf karanlık da gören olmadı!Bu arada yönetmeni,dekor ve ışık tasarımcılarını da takdir etmek lazım.Gelgelelim oyun konusunda pek olumlu değilim.Daha vurucu ve daha ayrıntılı işlenebilirdi bence konu.Ülkü Hnm'ın canlandırdığı karakterde kendi geleceğimi görmem de oyunu beğenmememe neden olabilir tabi.Kendi kötü yanlarımı görmek hoşuma gitmediyse de bu durumun oyunda yer alması,oyuna gerçeklik katan unsurlardandı.Öyle bir hayat arkadaşım olsun istemezdim ben de.Hala bana katlanana hayret ettim doğrusu!
 
lavinya : 05.02.2006
Metin çok iyi olmasa da oyuncularının başarılı performansları oyunu izlenir kılıyor özellikle Celal Kadri Kınoğlu mükemmel bir oyun sergiliyor.İlk kez izlediğim Almıla Uluer de gayet başarılı.Işık tasarımının ödül alması da tesadüf değil.
 
ophelia : 30.12.2005
Özellikle dekor çok ilginçti..Ayrıca yumuşak ışık geçişleri çok iyiydi..Tabii bunlara Celal Kadri Kınoğlu'nun ve Ülkü Duru'nun müthiş performansı eklenince süper bir oyun çıkmış ortaya..
 
-adil- : 04.11.2005
Daha çok Martin Crimp oyunu lüfen.......Bu dile ihtiyacımız var diye düşünüyorum... İyi seyirler..
 
gbyetis : 29.10.2005
mutluluğu beyaza kaçmakta aramışlar...Ama sığındıkları o ücra köşede bile bulamıyorlar, mutluluğu kendilerinin dışında aradıklarından...Yaratıcı bir senorya değil bence. Klasik simetri kullanılmış. Başladığı gibi..Bir şeyler olmamışcasına...Oyuncular iyi çalışmış en azından...
 
Kır
Kır
Yazan: Martin Crimp
Türkçesi: Roza Hakmen
Rejisör: Işıl Kasapoğlu
Dekor: Hakan Dündar
Kostüm: Serpil Tezcan
Işık: Enver Başar
Müzik: Joel Simon
Oyuncular:
Ülkü Duru Gökseven
Celal Kadri Kınoğlu
Almıla Uluer
İletişim Site Haritası Sponsorlar