
|
 |
2012-2013 Tiyatro Sezonu dünyanın ve ülkemizin bulunduğu
sıkıntılı ortamda, belirsizliklere rağbet etmeden, kararlı bir ruh haliyle
başladı. Bu çalkantıları göz ardı etmeden, hem yerli, hem de evrensel bakışlara
göz atan, temel insanlık sorunlarını ve çatışmalarını irdeleyen, Devlet
Tiyatrosu'nun temel misyonu olan klasikleri olduğu kadar öncü metinleri de
izleyiciyle buluşturacak, farklı tiyatro tatlarını içeren bir repertuvar
hazırladık. Bu repertuvarın ana eksenlerinden birini de her sene olduğu gibi
“kadın” olmak üzerinden kurguladık. Çünkü kadınların söylenmemiş tarihinin,
erkekler üzerinden anlatılan insanlığın yarım kalan öyküsünü tamamlayan en
önemli parça olduğu kanısındayız.
Bu yaz kaybettiğimiz değerli tiyatro yazarımız Güngör Dilmen'in
anısına Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını oyunuyla ustaya bir selam
gönderiyoruz. Bu müzikli oyun 19. yüzyıl sonlarında saraydan “çırağ”
edilerek bir konağa yerleşen Mahitap Hatun'un aşkının hem kendisini hem de
semti yakmasını anlatır. Civan Canova'nın Düğün Şarkısı, kendisinden
daha olgun ve entelektüel bir adamla evlenen genç bir kızın eriyen, tükenen
ilişkileri içinde, evliliğin yalnızca mekânı paylaşmaktan öte, bir başkasıyla
yaşayabilme sanatı ve bazen de hayatta kalabilme mücadelesi olduğu gözler önüne
serer. Genç yazar Burçak Çöllü'nün Ay Ecesi'nde ise ünlü Ferhad ile
Şirin masalından yola çıkılarak büyük aşkların her zaman inanmak istediğimiz hikâye
olmadığı anlatılır. Moira Buffini'nin Sessizlik adlı bir ortaçağ
atmosferinde geçen oyununda, kadının yüzyıllar boyunca erkek toplumunda var
olabilmesi sessizliği ekseninde son derece sürprizli bir şekilde ele alınır. Ettore Scola'nın yazdığı Çok Özel
Bir Gün Mussolini İtalyasının çalkantılı günlerinde aşkı gerçekten hiç
tatmamış, çocukları ve evini hayatının odağına oturtmuş bir ev kadınının aşk ve
anlayışla karşılaştığı hayatındaki o özel güne, ötekiyle karşılaşmasına göz
atılır. Geçtiğimizi sezondan devam eden Wajdi Mouvvad'ın Yanık, Savyon
Liebrecht'in Aşkın Sıradanlığı, Janus Glowaczki'nin Anita'nın Aşkı ya
da Antigone New York'ta adlı oyunlar ise geçtiğimiz sezondan devam eden
kadın ekseni çevresinde dolaşan diğer oyunlarımız.
Bu sezon için seçilen diğer oyunlarımız farklı dönemler ve
meselelerden yola çıkan bakışlarla dünyaya bakışımızı tamamlamakta: Alman yazar
Marius von Mayenburg'un Çirkin'i
insanların fiziksel özelliklerine göre değerlendirildiği, güzelliğin başarının
olmazsa olmaz ilk şartı olarak nitelendirildiği günümüz toplumuna karşı
eğlenceli olduğu kadar sert de bir eleştiridir. İspanyol yeni yazınının
temsilcilerinden Rodrigo Garcia'nın Agamennon: Süpermarketten Döndüm ve
Oğlumu Bir Temiz Dövdüm adlı oyunu tüketim toplumuna ve beraberinde
dönüştürdüğü aile ve yapısına sarsıcı bir mercek tutan eğlenceli bir kara
komedi. Avustralyalı genç yetenek Andrew Bovel'ın yazdığı Yağmur Durduğunda
geçmişin günahlarından kaçamayan insanların ve dünyanın nasıl mahva
sürüklediğini anlatmaktadır. Anglo-İrlandalı yazar Martin McDonaugh'ın müthiş
komedisi Inishmorelu Yüzbaşı İrlanda'da herkesin unuttuğu ıssız bir
köyde geçiyor. Geri kalmışlık, ıssızlık, öteki kalmak, normal dışına sapmak ve
siyaset ile kişisel eğilimleri birbirine harmanlamak üzerinden akla gelmeyecek
derecede güncel bir oyun.
Arthur Miller'ın çağdaş klasikler arasına geçmiş olan Satıcının Ölümü
bir aile dramı. Başarının ve paranın her şey olduğu Amerikan rüyası yerini
sistemin işine yaramayanları safra olarak gördüğü bir gerçeklikte sıradan
insanın trajedisini anlatılır. William Shakespeare'in ünlü eseri Atinalı
Timon'da, varlıklı bir soylu olan Timon'un, günün birinde iflas edince tüm
yardım taleplerinin dost bildikleri tarafından geri çevrilmesiyle başlayan
trajik macerası anlatılır. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'nde izleyici
karşısına çıkan Romen yazar
Matei Visniec'in Çehov Makinesi, oyun yazarı Anton Çehov'un hayatı
ve oyun karakterlerinin irdelendiği grotesk bir oyun. Norveçli yazar Henrik
Ibsen'in klasikleşmiş oyunu Hortlaklar babaların günahlarını ödemek
zorunda kalan bir oğul ve aklının dikte ettiği ile toplumun baskısı arasında
kalarak hayatını sürdüren bir annenin dramatik öyküsünü anlatır. Neil Simon'un sevilen oyunu Parkta
Çıplak Ayak Bay Doğru ile evlendiğini sanan her genç kızın başına geldiği
gibi, hayatın balayından dönülmesiyle farklılaşmaya başlamasını anlatan bir
romantik komedi. Cem Günen'in yazdığı Sinan Süleymaniye'de adlı tarihi
oyun, Mimar Sinan'ın Kanuni Sultan Süleyman'a, Süleymaniye'nin inşaatını iki
ay gibi kısa bir sürede bitireceğine dair verdiği sözün bedelini kellesi olarak
belirlemesiyle başlayan sürece mercek tutar. Frederich Dürrenmatt'ın en önemli oyunu sayılan Yaşlı
Hanımın Ziyareti ise bir zamanlar kendisine yapılan bir haksızlığın
intikamını almak için doğduğu yere gelen yaşlı hanımın kasabayı nasıl derinden
sarstığını anlatan bir trajikomedya. Bu oyun da izleyiciyi para, tüketim,
ahlak, adaletin satın alınabilirliği, uygarlık gibi konularda kafa yormaya
davet etmektedir.
Geçtiğimiz sezonlardan devam eden oyunlar ise şunlar: William
Harton'un Birdy'si, Jojn Logan'ın Kırmızı'sı, Aziz Nesin'in Ne
Dersin Azizim?'i, Irwin Shaw'un Ölüleri Gömün'ü, Boris Vian'ın İmparatorluk
Kuranlar'ı, Duşan Kovaçeviç'in Profesyonel'i, Patrick Süskind'in Kontrabas'ı,
Mark Hollmann ve Greg Kolltis'in Sidikli Kasabası Müzikali, Cezmi
Ersöz'ün Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk'ı, Yasmin Reza'nın Vahşet
Tanrısı, Nazım Hikmet'in Benerci Kendini Niçin Öldürdü'sü, Gyula
Hay'ın At'ı, Irmak Bahçeci'nin Michelangelo'su, Sophokles'in Antigone'si,
Refik Erduran'ın Açıl Kafam Açıl'ı, Nazım Hikmet'in Ne Güzel Şey
Hatırlamak Seni adlı şiir gösterisi, Bertolt Brecht'in Sezuan'ın İyi İnsanı
ve Yavuz Özkan'ın Herkesin Bildiği Sırlar'ı...
Tiyatro tadıyla dolu, keyifli bir sezon dileğiyle,
Şakir Gürzumar
|